Kategoriler

Arama Motorlarının Geçmişi ve Bugünü

Arama motorlarının dünü Altavista, Yahoo ile başlayan Sergey Brin’in Stanford’da üzerine yoğunlaştığı doktora tezi ile devam eden bir zaman dilimini kapsıyor. Tabi dünü anlamak için de öncelikle arama motorlarının nasıl çalıştığını anlamak gerekiyor, bunu iki başlıkta toplarsak;

1- Web’i taramak (milyarlarca site/sayfa)
2- Taranan sayfaları en iyi şekilde listelemek!

Google çıkana kadar ikinci fonksiyonu çok çok iyi yapan bir arama motoru yoktu. Google’ın listeleme konusunda mükemmele yaklaşması ise algoritmasının win-win-win durumu yaratmasına dayanıyor. Yani kullanıcının aradığı kelime öbeği ile uyuşan sayfanız olması trafiğinizi artıyor, trafiğinizin daha çok artması için kullanıcı eğilimlerine göre, kelime trafiklerine göre düşünmeye başlıyorsunuz, bunu yaptıkça da kullanıcının aradığı şeyi bulması kolaylaşıyor, bu da google için daha çok ziyaret edilen arama motoru olması için organik bir büyüme sağlıyor

Arama motorlarının bugününe gelecek olursak, düzeni bozan paydaşlar olması, değişen kullanıcı trendleri arama motorlarını da büyük değişimlere uğrattı. Arama motorlarının düzenini bozan paydaşlar kim sorusunun cevabı ise sırf trafik uğruna yanlış SEO uygulayan firmalar, “link farm” denilen içi boş siteler, “parked domain” dediğimiz kullanılmayan ama sırf trafik alsın diye uğraşılan boş siteler ve tabi pazarlama bütçesini har vurup harman savuran her kelime öbeğine reklam veren, SEO çalışması yapan firmalar!
Arama motorlarının en zayıf noktası ise algoritmanın azizliğinden dolayı ve kullanıcı eğiliminin hep ilk 3-4 sonuca tıklamasından dolayı içeriği zengin fakat fazla itibarı olmayan sitelerin öne çıkamaması ve bu nedenle “itibarı düşük ve çok fazla paylaşılmayan” sayfaların bulunmasının zorlaşması. Yani Google’da spor ayakkabı derseniz istemediğiniz kadar sonuç bulursunuz fakat çok bilinmeyen bir konuda araştırma yapıyorsanız neredeyse tek sayfa sonuç gelir ve çoğu da alakasız sonuçlar olur. Bunu aşmak için algoritmaya da yapay müdahele yapmamak için Google’ın çözümü kitap aramayı, akademik aramayı ayrıştırmak olmuş. Fazla itibarı olmayan sitelerdeki bilgiye ulaşmadaki problemi millionshort.com gibi siteler popüler sitelerde arama yapmayarak çözmüş gözüküyorlar fakat bu tip arama motorlarının problemi ise trafiğin az olması!


Arama motorlarının kendi saygınlıkları için ve hayatta kalmaları için ise tek prensipleri var.
“Siteler arasında demokrasiyi sağlamak ve adaleti sağlamak!” Google bunu hafif bir şekilde, Yandex ise yoğun bir şekilde kırdı ve kırmaya devam ediyor. Google’ın da Yandex’in de mottosu “Kullanıcıyı aradığı şeye en kısa zamanda ulaştırmak” olduğu sürece kendi açılarından bunu kırmaları normal fakat mottusunun bu olmaması gerekiyor çünkü yukarıda bahsettiğim win-win-win durumu bozulduğunda şu ankinden çok farklı bir dünyaya uyanmış oluyoruz. Bu arada nasıl kırdığına gelirsek birçok arama motoru bazı konularda taradığı sitelerden değil kendi topladığı içeriklerden sonuçlar çıkarmaya başladı. Bu da onları “search engine” kavramından “search portal” kavramına dönüştürmeye başladı. Çünkü demokrasiyi bazen bozmamak diye bir durum söz konusu değil, ya bozarsınız ya bozmazsınız. Bu kapitalizm’de bazı sektörlerde hala devlet şirketlerinin olması ile benzeştirilebilir.

Arama motorlarının geleceğinde ise şu anda en çok konuşulan konular “local search”, “social search” ve “semantic search” olarak gözüküyor.
“Local search” biraz pelesenk olmuş fakat çok da ilerlenmemiş bir alan olarak gözüküyor. Local search için Google’ın kullanıcının konumu anlamında da içeriklerin konuma göre listelenmesi anlamında da yapması gereken çok şey var. Site sahiplerinin de google’a içeriklerini tararken söylemesi gereken birçok şey var.


Social search ise son 1 yıldır sürekli dillendirilen fakat bir iki cümleden fazla derinleşmediğini hissettiren bir konu. Bing’in tüm sosyal ağınızda arama yapması, yandex’in twitter’da arama yapması aslında social search değil. Social search’ü anlamak için önce arama dünyasında sosyalliğin payını ve fayda büyüklüğünü görmemiz gerekiyor. Ne zaman social search aradığımız şeye daha kolay ulaşmamızı sağlar, ne zaman karar mekanizmamızda bir paydaş olur, ne zaman işe yaramaz?


Semantic search ise şimdilik çok çok uzaklarda gözüküyor. Öncelikle schema.org desteğinin semantic search ile yakından uzaktan ilişkisi yok. schema.org her ne kadar bilgiyi anlamlandırmak gibi gözükse de yine görsel tarafa hitap ediyor. Burada önemli olan içerik sitelerinin datayı bilgiye çevirmesi, bunu da tüm arama motorlarının anlamlandırabilmesinde yatıyor. Google’da “italyan yönetmenlerin filmleri” araması yaptığınızda eğer kullanıcı bazlı olarak “italyan yönetmenlerin filmleri” diye sayfa yapmadıysa veya bir film sitesi “italian-directors/movies” diye bir kategori yapısı yoksa aradığını şeyi bulmanıza imkan yok. Bunun tek yolu datanın anlamlandırılıp GGG olmasından geçiyor. Mevcut semantic search siteler ise ontoloji aramaktan veya küçük bir alanda arama yapmaktan öte gidemiyor. Tabi burada da aynı soruyu sormak gerekiyor, yukarıdaki örnekten hareket edecek olursak arama hacminin ne kadarında yukarıdaki gibi aramalar vardır ?

Sonuç olarak, arama motorları win-win-win ekosistemini bozdular ve bozmaya da devam ediyorlar ki bu oldukça tehlikeli; local search konusunda arama motorları oldukça başlarda, social search’ü yanlış anlayan da, abartan da, anlamayan da çok arama motoru var, semantic search ise şimdilik bir hayal.

Canlı Destek
{{ c.message }}
{{ c.created_at|render_date }}

Temsilci yazıyor....

{{ offline_message }}

Elektronik Ticaret Hizmetleri